Alexander Graham Bell hizmetleri kimdir hayatı     Ömer Hayyam kimdir rubaileri hayatı hasan sabbah     Thomas Edison     Öklid Euclides     Niels Bohr     Şeyh Edebali kimdir hayatı     Stephen Hawking kimdir hayatı     Mimar Sİnan hayatı eserleri kimdir camii     Abdüsselam hayatı kimdir eserleri nobel ödülü     Bill Gates kimdir hayatı microsoft       Öklid Euclides     Thomas Edison     Abdüsselam hayatı kimdir eserleri nobel ödülü     İbni Sina       Michael Faraday     Osman Gazi kimdir hayatı osmanlı devleti       Ebul Iz El Cezeri     Mimar Sİnan hayatı eserleri kimdir camii     Hz Mevlana Celaleddini Rumi hayatı kimdir sözleri     Ömer Hayyam kimdir rubaileri hayatı hasan sabbah     Stephen Jay Gould     Özcan Aydın     Halef İbn Abbas ez Zehravi kimdir hayatı icatları     El Biruni kimdir,biruni hayatı     Battani kimdir hayatı eserleri icatları buluşları     Albert Einstein       Robert Boyle     Nikola Tesla     Marie Curie     John Forbes Nash     İskenderiyeli Hypatia     Robert Boyle     Piri Reis kimdir hayatı denizcilik hava eserleri     İbni Sina     Niels Bohr     Batlamyus Kimdir Hayatı Buluşları Eserleri       El Biruni kimdir,biruni hayatı     Alfred Bernhard Nobel kimdir hayatı     Stephen Jay Gould     Michael Faraday     Cabir bin Hayyan kimdir hayatı eserleri kimya       Bill Gates kimdir hayatı microsoft     Mustafa Behçet Efendi      Nikola Tesla     Piri Reis kimdir hayatı denizcilik hava eserleri  

Jean-Jacques Rousseau Kimdir Hayatı Eserleri

Jean-Jacques Rousseau (d. 28 Haziran 1712- ö. 2 Temmuz 1778)

Rousseau 28 Haziran 1712’ de İsviçre’nin Cenevre kendinde doğdu. Annesi doğumundan birkaç gün sonra öldü, babası bir saat ustasıydı. Kendisine babasının yakını bir kadın bakmıştır. 12 yaşında formel eğitimi sona erdikten sonra beş yıllık bir süre için bir oymacının yanına çırak olarak verilir ama bir süre sonra buradan kaçar ve Cenova’yı terk eder. Kendisindeki ışığı fark eden iyiliksever insanların yardımıyla geçinerek orada burada dolaşır; bu arada bol bol kitap okur, müzik alanındaki yeteneğini geliştirir. 1731 yılında Fransa’ya geldiğinde Barones Warens’ın çevresine girer. Aslında çocukluğunun bir döneminde onun himayesinde Chambery’de yaşamış ve Katolikliğe geçmişti. Şimdi ise Barones’in Charmettes’deki yurtluğunda kalarak eğitimindeki boşlukları doldurmaya çalışmıştır. Madam Warens ile ilişkileri gelişiminin olumlu etkilenim kaynağıdır, denebilir. 1738’den 1740’a dek M. De Mably adında birisinin çocuklarının öğretmenliğini üstlendi ve bu iş sırasında Condillac ile tanıştı. 1743’te Fransız büyükelçisi Comte de Montaigu’ye sekreter olarak Venedik’e gitti ama ertesi yıl Rousseau küstahlık nedeniyle işinden atılarak Paris’e geri döndü. 1745’te Voltaire ile ilk kez karşılaştı ve 1749’da Diderot onu Ansiklopedi için müzik üzerine makaleler yazmaya çağırdı. Ayrıca d’Holbach’ın salonu ile de tanıştırıldı. Aynı yıl Dijon Akademisi sanatların ve bilimlerin ilerlemesinin ahlakın iyileşmesine mi yoksa bozulmasına mı yol açacağı sorusu üzerine yazılacak en iyi denemeye ödül verme çağrısında bulununca Rousseau, Sanatlar ve Bilimler Üzerine Söylev’i ile konulan ödülü kazandı. Makale 1750’de yayımlandı; yazarı şimdiden ünlü olmuştu. Ama bilimler ve sanatlar alanındaki ilerlemenin ahlak üzerindeki bozucu ve yozlaştırıcı etkilerini savunduğu için ‘le philosophe’arın güçlü bir muhalefeti ile karşılaştı. d’ Holbach’ın çevresinden de kopuş noktasına geldi.

Rousseau karşı çıkışlardan yılmayarak, bu kez de Dijon Akademisinin “İnsanlar arasındaki eşitsizliğin kökeni nedir ve doğal yasa tarafından haklı gösterilebilir mi? biçimindeki sorusuyla açtığı yarışmaya katıldı: İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kökeni ve Temeli Üzerine Söylev başlıklı çalışması ödül kazanamadı ama 1758’te yayı mlandı. Bu yazıda henüz uygarlaşmamış doğa durumunda yaşayan insanın bir portresi çizilir; insan doğal olarak iyidir, ama uygarlaşma, eşitsizliği ve buna bağlı olarak bir dizi kötülükleri de beraberinde getirmiştir. Aynı yılda 1755’de, Rousseau’nun politik ekonomi üzerine makalesi Ansiklopedi’de yayımlanır. 1758’de Politik Ekonomi Üzerine Söylev başlığı altında ayrı olarak yayımlanan bu makalede “genel istenç” düşüncesini ilk kez dile getirmiştir. 1761 yılında Rousseau Yeni Heloise adlı bir roman yayımladı. 1762’de en ünlü çalışması kabul edilen Toplum Sözleşmesi ve yine aynı yıl Emile başlıklı eğitim üzerine kitabı çıktı. Bu kitapların yayımlanması üzerine İsviçre’ye sığınmak zorunda kaldı. Tepkiler ana vatanı Cenova’da da aynı idi. Oysa bir ara Cenova’ya gelerek Protestanlığa geri dönmüştü çünkü Cenova yurttaşlığını geri kazanmak istiyordu. Daha sonra (1763) bu vatandaşlığı resmi olarak reddetti. 1765’Te Berlin’e gitmek için yola çıktı ama yolda İngiltere’ye gitmeye karar verdi. Ocak 1766’da David Hume ile birlikte Manş’ı geçerek, Hume’un yanında kalmaya başladı. Ne var ki geçimsizliği ve izleniyor biçimindeki hezeyanları nedeniyle burada da tutunamadı. Altı ay sonra Mayıs 1766’da, Fransa’ya döndü. On yıl boyunca Fransa’da kaldı en son 1778’de Marquis de Girardin’in konuğ u olarak Erménonville’e gitmek üzere yola çıktı ve bir iki ay sonra orada öldü. İtiraflar adlı yapıtı ölümünden sonra, 1782’de yayımlanmıştır.

Özellikle siyaset, toplumsal özgürlük, haklar, eğitim, din üstüne yazılarında geliştirdiği düşüncelerle tanınır.

İlkel (doğal) yaşamı; insanın insanı sömürmediği, lüksün ve eşitsizliğin insanın ahlakını bozmadığı bir özgürlük ve eşitlik düzeni olarak tanımlayan Rousseau’yu (1712-1778), Brian Redhead (2001: 163), “Aydınlanma’nın diğer tüm simalarından daha orijinal ya da tehlikeli düşünceler üreten, yüzyılın belki de en derin ve etkin düşünürü” olarak nitelemektedir. İnsanın kusurlarının doğasından değil kötü yönetilmiş olmasından kaynaklandığını söyleyen; iyiliği ve kötülüğü temelde siyasal değerler ve siyaseti toplumsal yaşamın merkezi olarak gören Rousseau, insanlık tarihini uygarlığın ilerlemesi karşısında ahlakın düşüşü ile artan sefalet ve kötülük destanı şeklinde nitelendirmektedir. Rousseau, müzik yazılarından romanlarına, siyaset yazılarından eğitimi konu edinen Emile adlı eserine değin geniş bir alana yayılan bir düşünce yapısına sahipken, çeşitli zamanlarda bir kamu görevlisi, müzik öğretmeni, besteci ve özel öğretmen olarak yaşamını sürdürmüş, başarılı bir edebi kariyerin hevesi içinde olmuştur (Tannenbaum ve Schultz, 2011: 262). Buna karşın yazınsal ürünlerinin çokluğu ve kapsam açısından genişliğinin beraberinde bazı sorunlar getirdiğinden de söz edilebilir. Bu çerçevede “insanlar onun fikirleri ve varlığından onun farklı eserleri vasıtasıyla haberdar oldukları için, Rousseau’nun merkezi ve yaratıcı eserlerine ilişkin edindikleri izlenim de birbirinden oldukça farklı olabilecektir” (Dent, 2002: 44). Söz konusu izlenimlerin çeşitliliği, kendisinin çelişkili, tutarsız ve değişken bir düşünce yapısına sahip olduğu şeklinde eleştirileri ortaya çıkarırken bunlar, yaşadığı çağdan bugüne devam etmektedir. Eleştirilerde belli bir haklılık payı olduğu açıktır. Ancak belli oranda söz konusu çelişkilerin Rousseau’nun düşüncesinin dışsal görünümü içinde bulunduğu ve yüzeysel bir nitelik taşıdığı; yapıtların özüne inilip kitaplarındaki değişmez ilkelere ulaşıldığı zaman düşünsel bütünlüğün farkına varılabileceğinden de bahsedilebilir (Ağaoğulları, 2006: 20-21). Netice itibarıyla aydınlanma düşüncesine, uygarlık nosyonuna ve akla dair savunulara bu denli yoğun eleştiriler getiren bir düşünürün, çağının hâkim paradigmaları karşısında çelişkiye düşmekten ne derece kaçınabileceği de tartışmaya açıktır. Bu durumun farkında olan Rousseau da kendisini “gündelik okuyucuların, benim çelişkilerimi mazur göreceklerini umarım; eğer kendini düşünmeyeceksen çelişkiden uzak duramazsın ve her ne söylersen söyle, ben çelişkiye düşmeyi, önyargıya düşmeye tercih ederim” (akt. Tannenbaum ve Schultz, 2011: 262) sözleriyle savunur.




Adınız  
Yorum Yap
 


mustafa Jan 12 2016 8:25PM
www.bilim-adami.com

Biraz daha iyi olabilirdi yanı???????????????????????????????? malesef



mustafa Jan 12 2016 8:25PM
www.bilim-adami.com

Biraz daha iyi olabilirdi yanı???????????????????????????????? malesef